Çarşamba, Ekim 10, 2007

...


İstanbul denilince hep kullanılan karelerden bir tane de ben çektim. Cami, köprü ve deniz üçlemesi her hafta sonu yerli-yabancı turistlerin arkasına fon oluyor yaşadığım yerde...

Kafamda bir sürü şey biriktiriyorum yazmak için ama iş bunu buraya aktarmaya gelince çok üşeniyorum bir süredir...
Yazmadığım dönem içinde bir hafta içi işi kırıp Ikea'ya gittik Sirdela ve Eylül ile. Sonra Eylül ve Yiğit'in annesi sahile geldiler birazcık görüştük. Defne büyük halası ve sevgilisi ile (Adı Volkan ama bizimki ona Oltan diyo) İstinye Park'a gittiğinde biz de Aşkımla Beyoğlu turu yaptık.
Bu aralar işim inanılmaz yoğun.
Defne'nin küçük halası JeyJey'i İngiltere'ye yolladık bu arada. Umarım her şey çok güzel olur onun için...

Bu da Kerim... Defne'nin deyişiyle Terim :) Kumam olur kendisi... Aynı zamanda kızımın da favorilerinden... Yani kocam da kızım da pek severler kendisini...

Geçen gün Defne ile markete doğru yürürken yanımızda ilerleyen yaşlı bir amca ve arabadaki torunuyla biraz diyaloğa girdik. Adam en son bizimkine adını sorduğunda verdiği cevap : Sünger Bob! Ben koptum. Amca anlamadı "Ne? Hülya mı?" diye soruyor ben gülmekten konuşamıyorum. Nereden çıktı bilmiyorum ama bu aralar adını sorduğumuzda Sünger Bob diyor...

Departman yemeği yaptık boğaz'da.. Pek güzeldi... Balık da şarap da nefisti...


Defne'yi Ortaköy'e demirlemiş yüzen sergiye götürdüm Ö.Uluç'un... Tablolardan ve çalışmalarından çok geminin kendisiyle ilgilendi bizimki... Bu da serginin kıyıdan görünüşü...



0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa