Gecikmiş bir doğum hikayesi...
Büyük bir heyecanla gittik K.köy Shifa’ya… Elimizde bebek şekerleri, kapı süsleri, bagajımızda Defne’ye aldığımız ve kardeşinin ona hediye getirdiğini söyleyeceğimiz B.arbie evi…
Epey bir bekledikten sonra odamıza aldılar bizi… Başladık hemen süslemelere… Sonra gelip beni giydirdiler ameliyathaneye indik… Bu sefer eşim de girmek istedi ameliyata… Önce “olmaz” dediler… Sonra “bir doktora soralım” dediler…Çok şeker bir anestezist epidural anestezi için çalışmaya başladı. Burada şöyle bir notum olacak : İlk doğumumda (başka bir hastane ve başka bir doktorla yapılmıştı) epidural anestezi yapılırken adam bana iğneyi vurdu 5 dakika sonra da doktora biz hazırım hocam dedi 3 dakika içinde Defne’yi aldılar onu gördüm sonra da beni bayılttılar. Bunu kendi doktoruma anlattığımda büyük bir ihtimalle acı duydun o yüzden seni bayıltmışlardır ve geçmişe dönük olarak da hafızan birazcık silinmiş olabilir dedi…. Neyse epidural için epey uzun bir hazırlık süreci yaşadık ve uyuşması için de ellerinde buz kalıplarıyla deneme yaparak uzun bir sure uyuşmamı beklediler. Ben anestezistten bebeğin çıkışını gördükten sonra beni bayıltmasını çünkü dikim kısmında beklerken daralmak istemediğimi söylediğimde bayıltmamasının daha iyi olacağını her anı hatırlamak için biraz dişimi sıkmam gerektiğini söyledi…
Sonra başucuma yüzü maskeli bir adam geldi bir baktım benim koca! İzni koparmış başucumda elimi tutuyor! Hazır olduğumda doktorum geldi bana karnımın üzerindeki paravandan başını uzatıp ne yapacağını anlatmaya başladı.. Bense “lütfen bana anlatmayın yoksa fenalaşırım siz işinize bakın” diye kibarca hönkürdüm adama :)
Operasyon başladı ve biraz çekiştirmeleri de hissederek bir kaç dakika içinde bizim miniğin ağlama sesi duyuldu… Hemen getirip göğsüme koydular… Ağlıyordu… “Hoşgeldin bebeğim” dedim.. sustu… gözümün içine baktı… “çok güzelsin” dedim ona… sonra aldılar temizlemek üzere götürdüler. Dikiş işlemim bitene kadar aşkımı bebişimizin yanına gönderdim. Biz anestezistle bol bol sohbet ettik…
Sonra beni odaya çıkardılar…Ayaklarımın çözülmesi bu sefer epey uzun sürdü… Akşam üzeri beni kaldırmaya çalıştıklarında başım döndü, gözüm karardı…Beni o halde gören annem baygınlık geçirdi. Çıkardığı sesler ise beni çok korkuttu. Başka bir şey oluyor sandım… Ertesi akşam kalmak için diretse de nöbeti aşkım devraldı. Oysa ilk akşam da Sirdelam ve Eylülüm onun yerine kalmayı teklif etmişlerdi ama annem kabul etmemişti…
Deniz’imi yanıma getirip nasıl emzireceğimi anlatmak istedi bebek hemşireleri oysa ki Defnemi zaten 20 ay emzirmiştim ben… Hemen buldu ve emmeye başladı küçük adam… Hemşireler de çok mutlu oldular her şey bu kadar kolay olunca… Yalnız ilk bir kaç gün sanki daha once hiç doğurmamışım o kadar ay emziren ben eğilmişim gibi “sütüm yok” tribine girdim ben… Neyse ki emzirdikçe sütüm çoğaldı ve hiçbir sorun yaşamadık çok şükür… Şu anda 14 aylık ve hala emmeye devam ediyor.
Deniz doğduktan sonra hastane tarafından yapılan rutin testlerde kalça ultrasonunda arada ufak bir fark olduğu ve 2 aylıkken tekrar gözlenmesi gerektiği not alınmıştı… 2 aylık olduğunda tekrar ultrason hatta röntgen çektirdik bir sürü ortopediste gittik hepsi farklı bir şey söylediler. Bu arada iki bez hatta üç bez bazen de araya havlu koyarak bezledik kemikler yerine otursun diye…Ortopedistlerden biri alet takmamız gerektiğini söyledi sipariş üzerine yapılıp gelen aleti gördüğümde once üzüntüden sonra berbat işçilik yüzünden sinirimden oturdum ağladım… Takmadım aleti… En son çocuklarımızın doktoru olan Meral.Saraçel’in tavsiyesiyle Ortopedist Ayshegül B.ursalı’ya gittik. Deniz’in bacaklarına bakar bakmaz “bu çocuğun babası sporcu mu” oldu ilk sorusu. “Evet futbolcu” dedik. “O da futbolcu olacak, hiçbir problemi yok sadece ilk yürümeye başladığında biraz ayakları dolanacak, ama 1,5 yaşından sonra birşeyi kalmayacak “dedi. Otuduğu yerden nasıl kaldırmamız gerektiğini, yürütürken elini nasıl tutmamız gerektiğini gösterdi. Çok şekerdi…
Sonuç olarak Deniz ablasının aksine yürümek için acele etmedi. Defne 10,5 aylıkken yürümüştü… Deniz 13 aylıkken yürümeye başladı… Şu anda da pıtır pıtır evin içinde gezmekte ve gördüğümüz kadarıyla da hiçbir problemi yok çok şükür…
Hamilelik ve Deniz’in doğumundan sonra Defne ile ve ailenin diğer üyeleriyle yaşadıklarımızı ayrı bir postta yazacağım.
Denizoğlanımız iyi ki doğdu. Hiç planlarda olmamasına ve beklenmemesine rağmen super şık bir hareketle aramıza katıldı ve iyi ki de doğdu iyi ki de yapmışız… Bir arkadaşım Defne tekken ve ben onu nasıl memnun edeceğimi şaşırıp kendimi perişan ederken bana “sen kesinlikle ikinci çocuğu yapmalısın.. yoksa kendini bitireceksin, ancak o zaman sakinleşebilirsin” demişti… O zaman “ikinci bir çocuk çarpı iki delilik demek ya daha fena olursam” demiştim ama haklıymış…İyi ki varsın Denizim seni çok seviyorum.

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa