Çalışan Annenin Çocuğu Olmak
Çalışan bir annenin çocuğuydum ben. Çocukluğum biraz büyüyene kadar bakıcıların, yakın ve uzak akrabaların gözetiminde sonrasında da kendi kendimizi büyüterek geçti. Benden 1,5 yaş küçük kardeşimle kedi-köpek gibi kavga ederek büyüdük biz…Mahallenin ortasına açılan kanalizasyon çukurundan babamın oltasıyla balık yakalamaya çalışan çocuklardık biz. Oltayı kement gibi sallayarak atmak isteyince kardeşim; kanca gelip eline saplanıvermişti. Önde oltayı sürükleyerek o ve ben arkada mahallenin çocukları bir sokak yukarıdaki annemin çalıştığı bankaya koşmuştuk , annem bayılıvermişti bankanın merdivenlerinde…
Sobayı tutuşturmak için fındık kabuğunun üstüne gaz döküp kibriti atmış, tutuşmayınca ne oldu diye kafamı sobanın içine sokunca birden parlayan alevle kirpikleri ve kazağı yanmış bir çocuktum ben…
Bize bakmaya gelen uzak akrabalarımızdan biri dikiş dikerdi aynı zamanda, makineyi ortada bırakınca denemek istemiştim, iğne parmağıma geçivermişti, nasıl olduysa makineye dikili öylece kalakalmıştım…
Yaz boyunca deniz kıyısında kaldığımız yazlıkta denize girmek için akşama kadar annemizin işten gelmesini bekleyen çocuklardık biz. Karadeniz çok tehlikeliydi, dayımız boğularak ölmüştü, hergün birileri boğuluyordu, yanımızda büyüklerden biri olsa bile annem ya da babamın gözetimi olmadan denize girmemiz yasaktı. Akşam 18’e kadar iç geçirerek denize girenleri seyrederdik biz…
Mahallemizdekilerin anneleri birbirlerine “müsaitse oturmaya” giderlerdi… Onların çocukları da hemen ittifak oluştururlardı birbirleriyle. Biz çalışan ebeveynlerin çocukları da kendi aramızda çete olurduk. Bizim annelerimizin “oturmaya” pek vakti yoktu…
Okuldan geldiğimizde bize kapıyı kimse açmazdı, yemeğimizi kendimiz yer, sobamızı kendimiz yakar, derslerimizi kendimiz çalışırdık. Sorumluluğu olan ve bilen çocuklardık biz.
Annem öğle tatilinde gelir akşamın yemeğini hazırlardı, akşam geldiğinde ise ertesi günün. Bundan 34 sene öncesi, 24 yaşında 2 çocuklu çalışan bir anne düşünün…
Çalışan annenin çocuğu olmak zordur ama hayata iyi hazırlar insanı… Aynı anda iki işi yapabilmeyi öğrendim annemden… Yemek yaparken hiç yanında durmasam da kendi evim olduğunda yemek yapabildiğimi görüp şaşırdım. Organizasyon yeteneğini, sağlam durmayı, pratik zekayı farkında olmadan almışım annemden.
Kızım olduğunda en büyük isteğim ona çalışan annenin çocuğu olmanın ezikliğini hissettirmemekti ama bu hayat koşullarında ne mümkün. Neyse ki getirdiği artıları gördükçe belki de bunu da yaşamalı diye düşünüyorum. Aslında kafamda yazacak çok şey var daha ama toparlayamıyorum düşüncelerimi belki daha sonra bu konuda yine yazarım… Hüzünlendim çünkü yazarken…

3 Yorum:
Cok guzeL diLe getirmi$sin.. Yuregine sagLik.
Ama $artLar dei$ti 34 sene onceSine gore. En azindan $imdi sen cocuguna caLi$an bi anne oLarak daha cok oLanak ve zaman sagLiabiLirsin teknoLoji ve degi$en degerLer SayeSinde. Ole diiL mi..
~Serra
Tabii ki oyle... Yine de onun gelecegi icin , iyi bir egitim, saglikli ve kaliteli bir hayat surmesi icin gerekli parayi kazanmaya calisirken onunla geciremedigim zamanlara uzuluyorum ben. Simdi uyuyor belki ve ben seyredemiyorum yastigina sarkmis dudagini...Aksamlari 2 ya da 3 saat bir de haftasonlarimiz var beraber. Kaciriyorum bu guzel zamanlarini ona uzuluyorum.
Ben çalışan anne çocuğu değilim ama yazdıkların beni de hüzünlendirdi.. Dediğin gibi artıları ve eksileri olmuş.. Ama sonuçta her ebevyn gibi onlarda ellerinden geleni yapmışlar sizi iyi birer birey olarak yetitirebilmek için (çok da başarılı olmuşlar bence)-ki szde aynı şeyi yapıyorsunuz...
"Sizler de biraz haylaz çocuklarmışsınız aslında" demeden de geçemiyeceğim!
Biz anneler hiç bir zaman "yeterli" diyemiyeceğiz. Hep eksik kalmışız gibi hissedicez ama aslında eksik değiliz, hemde hiç.
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa