Adana, Mersin, Cumhuriyet, Hastane, Alerji

Geçen hafta Pazar günü Mersin'e gittim, bizim AVM'nin açılışına. Gitmeden önce şifayı kapmıştım zaten. Bize Mersin çok sıcak gece bile aynı dediler giydik incecik gece kıyafetlerini VIP açılış dışarıda, gece titreye titreye saatlerce bilmemne bakanı, belediye başkanı, şirketin tüm patronları, yatırımcı vs konuşmalarını dinledik. Bu arada sabah Adana'ya uçup, Mersin'e geçip, otelden giyinip koştur koştur açılışa gidilince hiçbirşey yemeye de fırsatımız olmadı tabii. Açlık ve soğuktan sefil fareler gibiydik... Gece yarısı partisinde ancak birşeyler yemeye fırsatımız oldu. Bu arada Fatih Erkoç ve Burhan Öcal kısa birer performans da yaptılar açılışta, pek keyifliydi. Ertesi sabah kalkıp bu sefer halk açılışına gittik, inanılmaz bir kalabalık vardı. Tantuni yedim, zaten pek severim, muhteşemdi. Ne Mersin'i ne Adana'yı gezmeye fırsatımız olmadı program yoğunluğundan. Akşam dönüşümüz ise Cumhuriyet kutlamalarına rasladı. Arkadaşım Ortaköy'e evime bırakırken muhteşem gösteri başladı. İnsanlar yol kenarlarına parketmiş havai fişek şovunu izliyorlardı. Aşağıya indiğimde bizimkileri aradım ama Defne ve Aşkım ellerinde bayraklar Cumhuriyet yürüyüşü seline kapılmış Beşiktaş'a kadar gitmişlerdi :) Geldiğinde hala "Ne Mutlu Türküm Diyene" ve "Vatan Bölünmez" diye sayıklıyordu bizimki :)Salı günü alerji testini yaptırmak için kan vermek üzere Defne'yi hastaneye götürdük. Kucağıma oturdu ama sesi titremeye başlamıştı bile cadının. İğneyi batırdıkları sırada süpriz yumurtayı çıkartıp verdik pek bir sevindi ama ben işlemin bu kadar uzun süreceğini hesap etmemiştim. İğneyle damardan kanı çekeceklerini sanıyordum. O kadar çok ağladı ve işlem o kadar uzun sürdü ki (Aşkımın söylediğine göre 3 tüp kan doldurmuşlar damlata damlata) ben çok kötü oldum. İşlem bitip Defne'yi babasının kucağına verdikten sonra koltuğa tekrar geri oturdum ve orada yığıldım kaldım. Başımda telaşla koşturanlar, Defne'nin ağlaması, aşkımın paniği bir türlü kendime gelmemi sağlamadı. Kanı görmediğim halde düşüncesi bile beni bayıltmaya yetti. Aşkım da Defne ile mi ilgilensin bana mı baksın şaşırdı kaldı zavallım. Tansiyonum 8-6'ya düşmüş, bir süre yatırdılar oksijen filan verdiler ama 2 gün tam olarak kendime gelemedim açıkçası.
Hastaneden çıkınca zaten izinli olduğum için gidip bir de bir iki anaokulu bakalım dedik. Ortaköy civarında iki tanesine baktık. Çok kötüydü çok... Çocukların haline o kadar üzüldüm ki... Öğleden sonra 4 civarıydı gittiğimizde, çocuklar ellerinde kuru kuru hazır poğaçalar mutfakta oturuyorlardı bir tanesinde, bir odadan hasta oldukları her hallerinden belli olan 3 çocuk çıktı. Hasta çocukların okula alınmadığı yalanı şaaak diye yüzümüze patladı orada. Diğerinde ise oyun odasında baş köşede TV vardı. Sadece akşamüstü izlemelerine izin veriyorlarmış... Hiç içime sinmedi ikisi de... Aramalarıma devam ediyorum.
Defne'nin test sonuçları çıktı bu arada. Et, süt, yumurta, balık, fındık, nem ve toza alerjisi var. Bu çocuk bu saydıklarımdan başkasıyla beslenmiyor ki zaten! Aynı gün hepsini birden yememeliymiş. Örneğin sabah yumurta yediyse o gün tavuk yememeli, eğer tavuk yediyse akşamına balık yememeliymiş. Engelleyemezsek büyümesini yavaşlatır, sık hastalanmasına neden olurmuş. Evdeki halıflexleri kaldırmalı hatta hiç halı kullanmamalıymışız. Zaten biz odasına halı yaptırmamıştık ama Defne ne yazık ki bizim odada yatıyor. Etrafında polar, yün battaniye olmamalıymış, bizim de kuştüyü, kaztüyü kullanmamamız gerekiyormuş. Kedi ve Köpeğe de alerjisi var bu arada... Evde çamaşır kurutulmayacak, kaloriferlere su konmayacakmış. Karadeniz'e gitmesin bile dedi doktorumuz! Ayrıca bir kaç tane de ilaç verdi...
Durum bundan ibaret şimdilik bakalım yaşayıp görelim daha neler olacak...

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa