Salı, Şubat 27, 2007

Nohut-Pilav

Haftasonu pek bir hamarattım :) Son zamanlarda yemek yapmaya pek üşeniyorum açıkçası ama Cumartesi aşkım işten arayıp ne yiyeceğiz diye sorunca hemen mutfağa attım kendimi. Normalde Defne mutfakta bana pek rahat vermez biraz da o yüzden yemek yapamıyorum. Ya kucağıma gelmek ister ya da mutfaktan tamamen çıkmak… Bu sefer o da pek mülayimdi ben de fırsat bu fırsat nohut-pilav yaptım, sonra peynirli, peynirler yetmeyince de pastırmalı gül börekleri yaptım,pişirmeden üzerlerini streçleyip buzdolabıma kaldırdım çayın yanında pişirip sıcak sıcak yeriz diye…Buzdolabında 3 tane çürümek üzere olan elma çarptı gözüme onlarla da elmalı tart yaptım. Bu arada Defne uyudu ben de işimi bitirip biraz uzanayım demiştim ki Defne’nin Küçük Halası geldi. Aşkım da işten dönmek üzere olduğu için hemen sofrayı hazırladım, salata yaptım beraber yemek yedik. Defne o kadar uzun uyudu ki en sonunda onu görmek için gelen halası uyandırmak zorunda kaldı. Cumartesi akşamı için planımız Defne’yi uyuttuktan sonra beyaz şarap içip film izlemekti ama bizim cadı uyuduğunda saat geceyarısına 10 vardı!Ondan 10 dakika sonra da ben bayıldım zaten… Okan Bayülgen’in Makine’sinde Aydın Boysan vardı çok izlemek istedim ama gözlerimi açamadım. Bir ara aşkımın kapıda birisiyle konuştuğunu duydum, bir arkadaşının kız arkadaşı adamı sormaya bizim eve gelmiş! Ne acayip insanlar var hakkaten. Bir de zile basmak üzereyken bizimki sesleri duyup açmış kapıyı. Gecenin bir yarısı daha once hiç gelmediğin bir apartmana gelip once komşulara bizim daireyi soruyorsun sonra da içeride çocuk uyuyodur demeden zile uzanıyorsun sonra da bize erkek arkadaşının nerede olduğunu soruyorsun… Hakkaten çok acayipti… Hala bir anlam veremiyoruz.

Pazar sabahı ilk kez üçümüz de aynı saatte 10’da kalktık. Yine baba-kız ekmek-gazete almaya gittiler, kahvaltımızı yaptık. Sonra büyük halası geldi Defne’yi alıp yukarıya çıkarttı biz de giyinip sahile attık kendimizi. İlk çıktığımda hava güneşli ve güzel göründü gözüme ama sahile inince resmen iliklerime kadar dondum. Birer çay içip koşarak eve döndük. Bu arada Eylül aradı Yasmin’in voleybol antrenmanından sonra uğrayacaklarını söyledi. Çayı koydum, börekleri fırına attım. Biz yerken onlar da ellerinde fırından yeni çıkmış nefis poğaçalarla geldiler. Defne Yasmin’le oynadı biz de sohbet etmeye çalıştık. Onlar gittikten sonra cadıyı yıkadım yedirdim ve çorabını giydirirken kucağımda uyuya kaldı. Sakin ve rahat bir haftasonu da böylece bitmiş oldu.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa