Pazartesi, Mart 05, 2007

Kanyon, Play House, Beşiktaş

Perşembe akşamı ani bir toplanma kararı verip Eylül ve Sirdela ile Kanyon’da buluştuk. Ben onlardan epey once gittiğim için biraz gezme fırsatı buldum. Kanyon gece gerçekten de etkileyici göründü gözüme. Women’s Secret’ta %70 indirim vardı çok hoş şeyler aldım Defne’ye ve bana. Ev terlikleri, pijamalar, iç çamaşırları gerçekten çok uygun fiyatlara inmiş. Tam D&R’a girip Sirdela’nın bahsettiği Nil Gün’ün “Çekim Yasası” kitabını alacaktım ki aradılar biz D&R’dayız diye. Yanlarına gittiğimde Sirdela çoktan Eylül’e ve bana bu kitabı almıştı bile…

Cheneese in Town’a girip siparişlerimizi verdik, 1 şise kırmızı şarap eşliğinde keyifle sohbet ederek yemeklerimizi yedik. Eylül’ün sinemaya girmesi gerekiyordu 9 gibi kalktık, Sirdela’yı Women’s Secret’a götürdüm bir tur daha alışveriş yaptık. Çıkışa ilerlerken Sirdela’ya “İşTcell’im ile sana Gloria Jeans’ten kahve ısmarladım ama burada Starbukcs var sadece galiba” dedim. Sonra taksilere binip ayrıldık. Ertesi gün öğlen bu sefer ofisten arkadaşlar ile Kanyon’a gitiğimizde bir de ne göreyim Cheneese in Town’ın hemen yanında Gloria Jeans var! Çok güldüm kendi kendime. Bu arada Kanyon gündüz o kadar etkileyici görünmedi bana. Bir de mimari bir hata nedeniyle acayip bir cereyan var Kanyon’da, insanı titretiyor rüzgar. Eve geldiğimde her taraf darmadağınıktı, koridorun ortasında buzdolabı duruyordu ve ev inşaat alanı gibiydi. Kombimiz bozulmuştu ve gelen tesisatçı 3 saat ortalığı batırıp beceremeyip “bunu servisin yapması lazım” deyip gitmiş. Ertesi akşam gelen servisin cevabı ise “bunu tesisatçının yapması lazım” oldu. Cumartesi gelen tanıdık bir tesisatçı işi halletti. 3 gün boyunca ev inşaat sahası şeklinde kaldı.

Cumartesi sabah Defne ile Play House’a anneli oyun grubuna katılmaya gittik. 5 çocuk, 5 anne, 1 Psikolog, 2 yardımcı bayan ve 1 sanat öğretmeniyle epey kalabalık bir ekip 2 saat çeşitli faaliyetler yaptık. Kapıdan girdiğimizde Defne ağlamaya başladı, sanırım Doktor’a geldiğimizi düşündü, ilk başta oyuncaklara dokunmaya bile çekindi. Psikolog bize ilk gün fazla bir şey beklemememizi, ortama alışmaları gerektiğini söyledi. Önce oyuncaklarla oynadılar. Sonra müzikle dans ettik. Oyun hamurlarıyla şekiller çıkarttık. Sonra üst kata çıkıp kumlar ve pırıltılı tozlarla kumsal ve su canlandırması yaptık. Daha sonra her birine birer cam plaka verip tutkal, kum, deniz kabukları ve balıklarla tablo yaptırdılar. Tablolarının kenarlarına isimlerini yazdılar. Kuruyunca alabileceğimizi ama sergiden sonra alırsak daha iyi olacağını eserini sergide görmemizin hoş olacağını söylediler ben de peki dedim. Su bazlı boyalara ellerini sokup kağıtlara şekiller çıkarttılar. Tabii bu saydıklarım o kadar da kolay yapılmadı! Önce Defne elleri tutkal oldu diye mızmızlandı. Sonra Doğa bütün kumları tutkalın üstüne boşalttı. Ozan ve Kağan boyalara ellerini sokmak istemediler. En son Doğa kırmızı boyayı üzerimize devirmek üzereyken son anda yakaladık :)
Daha sonra alt kata inip darbuka ve zillerle şarkı söyledik. Teypten hikaye dinleyip, hikayenin kitabının resimlerine baktık. Tekrar oyuncaklarla oynadılar ve o günkü programımız bitti. Sanırım Defne çok eğlendi. Bu ay her Cumartesi gideceğiz kısmetse.

Pazar günü Beşiktaş’a gittik hep beraber dolaştık, Defne’ye bir iki giyecek aldık, sonra annem geldi. Çarşamba akşamına kadar bizde olacak. Şimdilik bu kadar.

1 Yorum:

Blogger Serra dedi ki...

Defne`nin fotoLari yok muuu, cok osLedim onuu

~Serra

3:24 ÖS  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa